Bıraktım ateşi sarsin beni
Kül olsam da günahim onun elinden olsun
Dilerim senelerce karnımız aynı tencereden doysun
Saçlarımda yalnız onun elleri
Alnımda bir tek onun dudakları
Yatağında yalnız benim kokum olsun
Öyle bi ışıldayalim ki sarılırken
Gören kör olsun nazar edemesin
Onun sol yanı benim
Benim herşeyim o
Gözlerinde kendimi gördüğüm günden beri
Her falda dileğim
Ölümüm onun kollarında olsun
30 Eylül 2013 Pazartesi
22 Ağustos 2013 Perşembe
Sarıl Bana Çocuk
Güneş ışığıyla sararmış saçlarımda
Şimdi bir yabancının parmakları geziniyor
Uzaklardan İstanbul’un ışıkları göz kırpmakta
Sırf bu yüzden yakıyorum bir sigara daha
Sırf özlediğimden
Görüp de dokunamadığım sevgilim; İstanbulum için bu nefes
Öpüştüğüm bu gencin adı neydi
Bu bira da kıskandığımdan
Hissedebilenleri kıskandığım için dikiyorum teneke kutuyu
Sarıl bana çocuk
Bak adalar bile sırtını dönmüş
Sen severmiş gibi yap bu gece olur mu?
Bu kez ben gideceğim güneş doğarken
Birkaç saat senin olayım yeter
Birkaç saat bir yerlere ait olayım yalnızca
Güneş ışığıyla sararmış saçlarımı
Bir yabancı kokluyor şimdi
Yeni bir şiir yazılıyor bu gece nemli çakılların üzerinde
Böyle güzel olunmaz be İstanbul
Bir sigara daha ver kardeşim
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Bu Gece Bir Yıldız Kayacak
Rüyalarıma yeni geldi
Bu beyaz mercolu delikanlı
Salaş, cepli şortunun üzerine giydiği
Manşetleri ikişer defa kıvrık
Açık mavi gömlek
Tehlikesini bağırıyor
Ve son moda rayban gözlükleri
Yeşilinden koruyor beni
Ama nihayetinde
Kokusu buram buram tüttüğünde
Beynimde sirenler çalıyor
Teker teker boşalıyor şehirlerim
Şimdi tek başımayım
Bekliyorum
Çünkü biliyorum
Bu gece bi yıldız kayacak
Aşiyandan kalkıp sırtımı sıvazlayacak büyük üstad
Ve rüyalarım benim olacak
Gerçek olacak
Bu beyaz mercolu delikanlı
Salaş, cepli şortunun üzerine giydiği
Manşetleri ikişer defa kıvrık
Açık mavi gömlek
Tehlikesini bağırıyor
Ve son moda rayban gözlükleri
Yeşilinden koruyor beni
Ama nihayetinde
Kokusu buram buram tüttüğünde
Beynimde sirenler çalıyor
Teker teker boşalıyor şehirlerim
Şimdi tek başımayım
Bekliyorum
Çünkü biliyorum
Bu gece bi yıldız kayacak
Aşiyandan kalkıp sırtımı sıvazlayacak büyük üstad
Ve rüyalarım benim olacak
Gerçek olacak
24 Haziran 2013 Pazartesi
Ay Parçası
Ben yine düşüyorum ay parçası
Masumiyetine tutunabilir miyim?
Beni gözyaşlarınla yıkasan
Temizlenebilir miyim?
Sen beni affetsen tanrı da affeder mi?
Günlerce abdest alsam dua etsem
Ya da görmediğim bir papaza dökülsem her şeyi
Günahlarımdan arınabilir miyim?
Büyümeye çalışan kötü ojelenmiş ellerinden utanıyorum
Yine de tuttum onları yalvarıyorum sana ay parçası
Bugün küçük bir yalan söyle bana ne olur
Her şey çok güzel olacak
Sen yine güçlü olacaksın
Yine atlatacaksın de
Çünkü bir sonraki nefesim için umuda ihtiyacım var
12 Haziran 2013 Çarşamba
Dibe Vurmadan
İnsan hiç düşmeyince
“Ayaktayım işte!” demesinin bir anlamı olmuyormuş
Acı, susamak kadar tabii
Ve hatta ihtiyaç kimi zaman
Ukteler, sen tökezledikçe
Silkelenen masa örtüsü üzerindeki
Ekmek kırıntıları gibi dökülmüyormuş
Bu lanet kuyunun duvarlarına tutunmaktan
Ellerim paramparça oldu
Ama anladım ki dibe vurmadan
Gökyüzü görülmüyormuş
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Bir Teoman Şarkısı
Yabancı bir yatağın sol tarafında
Hiç olmadığım kadar evimde hissediyordum bu gece
Nasır tuttu sandığım kalbimde bir sıcaklık var sanki
Ama sabah kalkıp giderken yine üşüyecek içim
Bir Teoman şarkısındaki, bütün şefkatiyle sevişen
Ve yine içinin ağrısını dindiremeyen o kadınım
Geçmek bilmeyen sancımın bağımlısıyım ben
Ne kadar zorlasam da kalmıyor damarlarımda aşk
Terlediğim yataklarda akıp gidiyor gözeneklerimden
Bir Teoman şarkısı oldu hikayemiz
Yine galibi olmayan bir savaştan
Ağır kayıplarla çıktık..
3 Mayıs 2013 Cuma
Sen Benim Denize Düşen Ay Işığımsın
Sen beni solumadan uyuyamazsın
En sevdiği oyuncağını kaybetmiş bi çocuk gibi
Ağlarsın, yatarken bana sarılmazsan
Hem sen çok kıpırdanır üstünü açarsın
Üşürsün gece soğuk olur
Ya başucundaki bardak boşsa
Unutursun ben doldurmazsam
Sen her gece sabah ezanıyla susarsın
Mesela mevsimlerden yazsa
O ılık gecede sen kumsaldaysan
Elinde şarabın ve bensizsen
Uzanır bir şezlonga yıldızlara bakarsın
Şayet denk gelirsen bile kayan
bir yıldıza
Dilekler anlamsız gelir,
tutamazsın
Ve dolunay yüzü asık da olsa
Tüm hikmetiyle gökten sana
bakarken hatırlarsın
Sen benim denize düşen ay ışığımsın
Sana bakarken uyuşurum
Ben düşünemez olurum
Öyle bir dalıp giderim ki
Sende kaybolurum
Sen benim denize düşen ay ışığımsın
Uzanırım ama dokunamam
Tutamam ellerimde seni
Ve yeni bir gün doğar
Sen gidersin
Ben, engel olamam..
10 Nisan 2013 Çarşamba
Çöl Çiçeği
Yapma be çöl çiçeği
Bilirim, yaşamazsın sen o yağmurlarda
Kıyma kendine n'olur
Koparırlar dalından solarsın
İnanma onlara
Teker teker yolarlar ipek yapraklarını
Canını yakarlar koklayacağım derken
Bir vazo, birazcık güneş ve sevgi istersin naçizane
Razı olursun yani hayatta kalmaya
Ona bile izin vermezler
Gözeneklerine yerleşir, tıkarlar
Nefes alamazsın
Tam buldum iklimimi açacağım artık derken
Etrafını sarar ışığını kaparlar
Yalnızlığını sevmek istesen
Onu da elinden alırlar
Yani diyeceğim o ki çöl çiçeği
Tut kendini, kapılma
Olmaz, sen...
Dayanamazsın
Bilirim, yaşamazsın sen o yağmurlarda
Kıyma kendine n'olur
Koparırlar dalından solarsın
İnanma onlara
Teker teker yolarlar ipek yapraklarını
Canını yakarlar koklayacağım derken
Bir vazo, birazcık güneş ve sevgi istersin naçizane
Razı olursun yani hayatta kalmaya
Ona bile izin vermezler
Gözeneklerine yerleşir, tıkarlar
Nefes alamazsın
Tam buldum iklimimi açacağım artık derken
Etrafını sarar ışığını kaparlar
Yalnızlığını sevmek istesen
Onu da elinden alırlar
Yani diyeceğim o ki çöl çiçeği
Tut kendini, kapılma
Olmaz, sen...
Dayanamazsın
3 Nisan 2013 Çarşamba
Sessiz Sedasız
Bahar kanımıza girerken güneş kokularıyla
Baş başa caz dinlesek mesela
Sadece şiir konuşsak bir akşam üstü
Toprak koklasak sessiz sedasız
Ya da erguvanları görmeye gitsek Emirgan'a
Üsküdar'da oturup Kızkulesi'ni seyretsek seninle
Çok şey söylemesek aşk hakkında
Bıraksak o savursa bizi
El ele karışsak boğazdan esen iyot kokusuna
Çok sevmek gibi bir derdimiz olmadan
Bu bahar aşık olmanın tadına varsak
Baş başa caz dinlesek mesela
Sadece şiir konuşsak bir akşam üstü
Toprak koklasak sessiz sedasız
Ya da erguvanları görmeye gitsek Emirgan'a
Üsküdar'da oturup Kızkulesi'ni seyretsek seninle
Çok şey söylemesek aşk hakkında
Bıraksak o savursa bizi
El ele karışsak boğazdan esen iyot kokusuna
Çok sevmek gibi bir derdimiz olmadan
Bu bahar aşık olmanın tadına varsak
18 Mart 2013 Pazartesi
Sev diye
Bu gece Beyoğlu'nun gözü üzerimizde
Sapsarı Taksim bizi konuşuyor
İstiklal Caddesi adımızı fısıldıyor her köşesinde
Nevizade, bir elinde kadehi bir elinde sigarası
Arsız bir fahişe gibi
Bağıra bağıra konuşuyor, ağzı kulaklarında
Derdi büyük belli
Abartılı hareketler, yapmacık bir mutluluk
Zavallıyım ben diye bağırıyor bakışları..
Bu gece bütün İstanbul bizim için kadeh kaldırıyor
Bizim şerefimize içiliyor bütün sofralarda
Sen gel diye,
Sen bir daha sarıl diye çalıyor
Masa masa gezen üç çingene
Sen bir daha öp diye söylüyorum bu şarkıyı
Sen beni sev diye..
Sapsarı Taksim bizi konuşuyor
İstiklal Caddesi adımızı fısıldıyor her köşesinde
Nevizade, bir elinde kadehi bir elinde sigarası
Arsız bir fahişe gibi
Bağıra bağıra konuşuyor, ağzı kulaklarında
Derdi büyük belli
Abartılı hareketler, yapmacık bir mutluluk
Zavallıyım ben diye bağırıyor bakışları..
Bu gece bütün İstanbul bizim için kadeh kaldırıyor
Bizim şerefimize içiliyor bütün sofralarda
Sen gel diye,
Sen bir daha sarıl diye çalıyor
Masa masa gezen üç çingene
Sen bir daha öp diye söylüyorum bu şarkıyı
Sen beni sev diye..
7 Mart 2013 Perşembe
Peri Masalı
Bir masalı yaşadık biz
Bir peri masalını
Ve öğrendim ki
Peri masallarının mutlu sonu olmazmış hep
Öyle kızıl-kahve aşkların sonu beyaz mutluluklara çıkmazmış
Sıcaktan bunaldığın gecelerde
Tir tir titretirmiş seni aşk
Rengini seçemediğin bir attan inen prens
Sen yüreğin ağzında öpsün diye beklerken
Yanından geçip gidiverirmiş
Kanatları kırılır, tüyleri dökülür, gözleri dolarmış Anka kuşunun
Beraber ağlarmışsınız haline
Ve masalın sonunda anladım ki
Ne ben Sindrella olmayı bekleyen Külkedisiymişim
Ne de sen benim kaderim
Bir peri masalını
Ve öğrendim ki
Peri masallarının mutlu sonu olmazmış hep
Öyle kızıl-kahve aşkların sonu beyaz mutluluklara çıkmazmış
Sıcaktan bunaldığın gecelerde
Tir tir titretirmiş seni aşk
Rengini seçemediğin bir attan inen prens
Sen yüreğin ağzında öpsün diye beklerken
Yanından geçip gidiverirmiş
Kanatları kırılır, tüyleri dökülür, gözleri dolarmış Anka kuşunun
Beraber ağlarmışsınız haline
Ve masalın sonunda anladım ki
Ne ben Sindrella olmayı bekleyen Külkedisiymişim
Ne de sen benim kaderim
Kelebeklerimle Beraber Her Gün Ben de Ölüyorum
Dünya tersine dönüyor
Midem bulanıyor
Her yerim uyuşmuş
Hiçbir şey yapamamanın verdiği hüzün
Miskinliği doğurmuş bende
Yavaş yavaş ölümü hissediyorum
Sonumu hissediyorum
"Harekete geç!
Kalk, koş
Git ona söyle
'Seni seviyorum, sadece seni' de, bağır!
Ya bir seferde öl ya da onunla yaşa
Yaşa gitsin işte"
Susmuyor kalbim
Sus!
Olmuyor, kalkamıyorum, koşamıyorum
Kelebeklerimle beraber her gün ben de ölüyorum..
Midem bulanıyor
Her yerim uyuşmuş
Hiçbir şey yapamamanın verdiği hüzün
Miskinliği doğurmuş bende
Yavaş yavaş ölümü hissediyorum
Sonumu hissediyorum
"Harekete geç!
Kalk, koş
Git ona söyle
'Seni seviyorum, sadece seni' de, bağır!
Ya bir seferde öl ya da onunla yaşa
Yaşa gitsin işte"
Susmuyor kalbim
Sus!
Olmuyor, kalkamıyorum, koşamıyorum
Kelebeklerimle beraber her gün ben de ölüyorum..
Tut Elimden
Hayat kaybettiklerinle değil
Elinde kalanlarla ilgilenir
Ama sen hep gidenleri düşünürsün
Ve bir bakarsın
Elinde gözyaşların ve pişmanlıklarından başka
Hiçbir şey kalmamış
Kabullenirsin kaybeden rolünü
Pişmanlıklar korkuları
Korkular yalnızlığı doğurur
Küçülürsün
Öyle küçülürsün ki
Kendin bile unutursun varlığını
Ve bir başına uyuduğun kocaman yatağında
Bir başına ölürsün bir gün
Mecburen orada oldukları suratlarından belli olan insanlar
Memnuniyetsiz kıldıkları bir cenaze namazının ardından
Hiçbir şeysiz gömüverirler aciz bedenini
Neden geldin, neden gittin
Hepsi meçhul
O yüzden;
Elinde avucunda kalan ne varsa
Onlara sarıl şimdiden
Etrafındaki insana sarıl
Her atlattığın depremden sonra mutlu ol
Ve gülümse
Çatlat gidenleri hilal misali gamzelerinle
Ve şimdi tut elimden
Birimiz çağırılmadan gökyüzünden
Elinde kalanlarla ilgilenir
Ama sen hep gidenleri düşünürsün
Ve bir bakarsın
Elinde gözyaşların ve pişmanlıklarından başka
Hiçbir şey kalmamış
Kabullenirsin kaybeden rolünü
Pişmanlıklar korkuları
Korkular yalnızlığı doğurur
Küçülürsün
Öyle küçülürsün ki
Kendin bile unutursun varlığını
Ve bir başına uyuduğun kocaman yatağında
Bir başına ölürsün bir gün
Mecburen orada oldukları suratlarından belli olan insanlar
Memnuniyetsiz kıldıkları bir cenaze namazının ardından
Hiçbir şeysiz gömüverirler aciz bedenini
Neden geldin, neden gittin
Hepsi meçhul
O yüzden;
Elinde avucunda kalan ne varsa
Onlara sarıl şimdiden
Etrafındaki insana sarıl
Her atlattığın depremden sonra mutlu ol
Ve gülümse
Çatlat gidenleri hilal misali gamzelerinle
Ve şimdi tut elimden
Birimiz çağırılmadan gökyüzünden
5 Mart 2013 Salı
Dayan
Senin gözyaşının tuzu
Benim yaralarımı da yakar annem
Senin korkuların
Benim de kabuslarım olur
Duyuyorum çığlıklarını
Görüyorum ızdırabını, kaçamayışını
Dayan annem dayan
Gün gelir benim ışığım
Senin umudun olur
Ellerim büyüdüğünde
Seni korur, onun felaketi olur
Dayan..
Benim yaralarımı da yakar annem
Senin korkuların
Benim de kabuslarım olur
Duyuyorum çığlıklarını
Görüyorum ızdırabını, kaçamayışını
Dayan annem dayan
Gün gelir benim ışığım
Senin umudun olur
Ellerim büyüdüğünde
Seni korur, onun felaketi olur
Dayan..
19 Şubat 2013 Salı
Çok İmkansız
Kontrolsüz düşüyorum yine bir meşe yaprağı gibi
Güz soluk, sarı yüzünü gösterdi mi
Bırakıveriyorum kendimi poyrazların kollarına
2 buçuk 3 yaşlarında gibiyim korkunca
Ağlıyorum, kaçıyorum, saklanıyorum
Çok savunmasızım karışınca
Aynı soruları defalarca soruyorum
Çok mu zor kurban vermeden hayatta kalmak
Çok mu imkansız
Yalnızlığımla sevişiyorum yine
Sevgilimi aldatırcasına temkinli fakat haylaz
İhanet etmeden, acıtmadan, kaybetmeden
Her gece yeni bir koku yeni bir tat keşfedesim var
Öpüşmek istiyorum sorumluluk almadan
Ama korkuyorum yine
Ağlıyorum, kaçıyorum, saklanıyorum
Hayıflanıyorum durmadan
Ne kadar zormuş kimseyi incitmeden. kimseye zarar vermeden gönlümce yaşamak
Güz soluk, sarı yüzünü gösterdi mi
Bırakıveriyorum kendimi poyrazların kollarına
2 buçuk 3 yaşlarında gibiyim korkunca
Ağlıyorum, kaçıyorum, saklanıyorum
Çok savunmasızım karışınca
Aynı soruları defalarca soruyorum
Çok mu zor kurban vermeden hayatta kalmak
Çok mu imkansız
Yalnızlığımla sevişiyorum yine
Sevgilimi aldatırcasına temkinli fakat haylaz
İhanet etmeden, acıtmadan, kaybetmeden
Her gece yeni bir koku yeni bir tat keşfedesim var
Öpüşmek istiyorum sorumluluk almadan
Ama korkuyorum yine
Ağlıyorum, kaçıyorum, saklanıyorum
Hayıflanıyorum durmadan
Ne kadar zormuş kimseyi incitmeden. kimseye zarar vermeden gönlümce yaşamak
5 Ocak 2013 Cumartesi
Helal beyler
Siz kazandınız beyler!
Tebrikler!
Gücümü bitirdiniz,
Ayakta duracak halim yok.
Helal olsun!
El birliğiyle mahvettiniz beni, bravo
Ben pes ettim beyler
Uyuyacağım beyaz bayrağımın altında
Kalleşlik etmeyin, vurmayın
Erkekliğe sığmaz (!)
Yaralarım iyileşmiyor yeni savaş başlatmayın
Dokunmayın bana beyler
Tamam dedim siz kazandınız!
Tebrikler!
Gücümü bitirdiniz,
Ayakta duracak halim yok.
Helal olsun!
El birliğiyle mahvettiniz beni, bravo
Ben pes ettim beyler
Uyuyacağım beyaz bayrağımın altında
Kalleşlik etmeyin, vurmayın
Erkekliğe sığmaz (!)
Yaralarım iyileşmiyor yeni savaş başlatmayın
Dokunmayın bana beyler
Tamam dedim siz kazandınız!
Sigara gibisin
Sigara gibisin
Kokun her içime çektiğimde ciğerlerimi yakıyor
Aynı o sigaranın hışırtısı
Nasıl zevk alıyorum
Nasıl zevk alıyorum
Bi ufak başım dönüyor
Huzur mu bu gevşemişlik?
Huzur mu bu gevşemişlik?
Sigara gibisin
Bağımlılık yapıyor seni koklamak, sana dokunmak
Zarar verdiğini bile bile dolduruyorum ciğerime dumanını
Çok keyifli çok
Bırakamıyorum, olmuyor
Zarar verdiğini bile bile dolduruyorum ciğerime dumanını
Çok keyifli çok
Bırakamıyorum, olmuyor
İnatla kokluyorum, kokluyorum
Sigara gibisin; korkak
Yavaş yavaş öldürüyorsun beni..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)